Z Kuşağının Dijital Çelişkisi: Yüksek Öz Güven, Yetersiz Koruma
Kaspersky’nin kendi pazar araştırma merkezi tarafından dünya genelinde 7.200 katılımcıyla gerçekleştirilen yeni araştırmaya göre; Z kuşağı internette diğer nesillerden çok daha fazla vakit geçirmesine ve dijital dünyada kendine güvenmesine rağmen, mobil cihazlarda antivirüs yazılımı kullanma…
İlan Tarihi: 21.10.2026 12:55
Kaspersky’nin kendi pazar araştırma merkezi tarafından dünya genelinde 7.200 katılımcıyla gerçekleştirilen yeni araştırmaya göre; Z kuşağı internette diğer nesillerden çok daha fazla vakit geçirmesine ve dijital dünyada kendine güvenmesine rağmen, mobil cihazlarda antivirüs yazılımı kullanma ya da şifre değiştirme konularında diğer yaş gruplarının gerisinde kalıyor.
Z kuşağı, vaktinin büyük bir kısmını çevrim içi geçirme konusunda tüm nesillerin önünde yer alıyor. Araştırma sonuçları, Z kuşağının %57’sinin vaktini çevrim dışı yerine daha çok çevrim içi ortamlarda geçirdiğini gösteriyor; bu oran, ankete dahil edilen tüm nesiller arasındaki en yüksek seviyeye işaret ediyor. Akıllı telefonlar ise bu kuşağın dijital yaşamının merkezinde bulunuyor; katılımcıların %67’si düzenli internet erişiminde birincil cihaz olarak akıllı telefonlarını tercih ettiğini belirtiyor.
Sürekli çevrim içi olma durumu, belirgin bir öz güveni de beraberinde getiriyor. Z kuşağı katılımcılarının yaklaşık altıda biri (%59), dijital ortamda kendinden emin olduğunu ifade ediyor. Buna karşın, dijital becerilerini “ileri düzey” olarak nitelendirenlerin oranı yalnızca %28’de kalıyor. Bu tablo, internet ortamında rahat hareket etmek ile dijital riskleri etkin bir şekilde yönetebilmek için gereken bilgi birikimine sahip olmak arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.
Bahsi geçen öz güven her zaman koruyucu önlemlere dönüşmüyor. Z kuşağının yalnızca %27’si mobil cihazlarında antivirüs yazılımı kullanıyor; bu da diğer nesillere kıyasla kayda değer ölçüde düşük bir orana karşılık geliyor. Ayrıca Z kuşağı, şifrelerini düzenli olarak güncelleme konusunda da daha çekingen davranıyor.
Oluşan bu güvenlik açığının sonuçları şimdiden hissedilmeye başlandı. Z kuşağı katılımcılarının yarısından fazlası (%52); cihazlarını, çevrim içi hesaplarını veya verilerini hedef alan bir siber saldırıya maruz kaldığını belirtiyor. Katılımcıların %17’si sosyal medya hesaplarının ele geçirildiğini, %12’si ise oyun hesaplarına erişimini kaybettiğini aktarıyor.
Akıllı telefonlar Z kuşağının en değerli verilerini barındırıyor, ancak koruma yetersiz kalıyor
Araştırma, akıllı telefonların Z kuşağı için en kıymetli verileri barındırdığını da ortaya koyuyor. Katılımcıların %38’i fotoğrafları, yine %38’i ise kişisel belgeleri kritik öneme sahip görüyor. Z kuşağı, cihazlarında sakladığı kişisel belgeleri diğer nesillere kıyasla çok daha değerli buluyor. Şifreler ve hesap giriş bilgileri ise katılımcıların %30’u tarafından kritik önemde değerlendiriliyor.
Bu verilerin taşıdığı öneme karşın, akıllı telefonlardaki veriler çoğu zaman yeterince korunmuyor. Bireysel dijital yaşamı korumaya yönelik güvenlik araçlarının kullanımı, özellikle Z kuşağında oldukça sınırlı kalırken; akıllı telefonundaki kritik verileri düzenli olarak yedekleyenlerin oranı yalnızca %28.
Bu durum, yalnızca tek bir cihazın kaybedilmesinin çok ötesinde riskler doğuruyor. Güvenliği ihlal edilen bir akıllı telefon; saldırganların kişisel fotoğraflara, kimlik belgelerine, e-posta hesaplarına, sosyal medya profillerine, finansal hizmetlere ve kişinin dijital yaşamının diğer kritik alanlarına doğrudan erişmesine zemin hazırlayabiliyor.
Günlük dijital alışkanlıklar, günlük koruma refleksleriyle desteklenmeli
Siber tehditlere yönelik farkındalığın artırılması kritik bir önem taşıyor. Kaspersky, özellikle Z kuşağına hitap etmek amacıyla “Case 404” adlı interaktif bir çevrim içi oyun geliştirdi. Bu siber dedektiflik macerasında oyuncular, gerçek dijital tehditlerden ilham alan kurgusal vakaları çözerek; dolandırıcılıkları, kimlik avı (phishing) girişimlerini ve oyun dünyasında sıkça görülen hesap ele geçirme taktiklerini nasıl tespit edeceklerini öğreniyor. “Case 404”, oyunculara sevdikleri şeyleri yaparken güvende kalmalarını sağlayacak bilgi birikimini ve doğru güvenlik reflekslerini kazandırıyor.
Kaspersky, siber güvenliğin bir kriz anından sonra başvurulan geçici bir önlem değil; günlük dijital rutinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırılmasını tavsiye ediyor. Kaspersky Premium gibi kapsamlı bir güvenlik çözümü; cihazları zararlı yazılımlara, kimlik avı tuzaklarına ve diğer çevrim içi tehditlere karşı korumaya yardımcı oluyor. Z kuşağı için artık birincil cihazın akıllı telefonlar olduğu göz önüne alındığında, güvenlik tedbirlerinin masaüstü bilgisayarlar kadar mobil trafiği de kapsaması gerekiyor. Kaspersky Password Manager gibi özel bir araç kullanmak, farklı hesaplar için güçlü ve benzersiz şifreler oluşturulmasını ve bunların güvenle saklanmasını sağlıyor. Bu yöntem, tek bir şifrenin çalınması veya bir veri ihlalinde ifşa olması durumunda doğabilecek zincirleme riskleri en aza indiriyor.
Dolandırıcılık amaçlı ve istenmeyen aramaların yarattığı riskleri azaltmak adına ise Kaspersky Who Calls, şüpheli aramaları tespit ederek kullanıcıları spam veya potansiyel dolandırıcılıkla ilişkilendirilen numaralar hakkında anlık olarak bilgilendiriyor.
Kaspersky Tüketici Ürünleri Yönetiminden Sorumlu Başkan Yardımcısı Irina Ermilova, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendiriyor: “Z kuşağı internetin merkezinde büyüdü; bu nedenle dijital servisleri son derece doğal ve sezgisel bir şekilde kullanıyorlar. Ancak bu aşinalık, güvenlik uzmanlığıyla karıştırılmamalı. Uygulamalarda, platformlarda ve cihazlarda rahatça gezinebilmek; dolandırıcılık yöntemlerini fark edebilmek, şifreleri güvenle yönetebilmek veya kişisel verileri koruyabilmek anlamına gelmiyor. Araştırma sonuçları, siber güvenlik araçlarının ve reflekslerinin; mesajlaşmak, oyun oynamak ya da sosyal medyada gezinmek kadar günlük dijital yaşamın doğal bir parçası haline gelmesi gerektiğini gösteriyor.”
Bu çalışma, Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından 2026 yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 18 ülkeden (Almanya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Hindistan, Kolombiya, Mısır, Malezya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, İspanya, Tayland, Türkiye, Vietnam) toplam 7.200 kişi katılmıştır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı